Komşumuz Yunanistan’da özellikle Santorini adası çevresinde oluşan hareketlilik nedeniyle panik yapan Bodrum’luları bilgilendirme amacıyla bir deprem paneli düzenlendi.
Tahmin edeceğiniz üzere her etkinlikte olduğu gibi İstanbul’dan popülist konukları çağırmak gerekiyordu ve ilk akla gelen isim de Profesör Celal Şengör oldu.
Zaten Muğla Büyükşehir Belediyesinin Marmaris’te yaptığı çalıştay nedeniyle bölgede bulunan bu pek değerli hocamız yine o bildik, aşırı özgüvenden kaynaklı, saygısız, halkı aşağılayan tavırlarıyla şovunu yaptı.
Bodrum’da yaşayan, tek dertleri sahip oldukları konforlu yaşam alanlarını korumak olan elitler avuçları kabarana kadar alkışlayarak ulvi görevlerini yerine getirdiler.
Tıpkı geçmişte tüm uyarılara rağmen Akbelen köylülerine yaşamı zindan eden Limak’ın sözüm ona kültür hizmeti olarak sunmaya çalıştığı Flarmoni orkestrasının konserine en cici elbiselerini giyip, koştura koştura gittikleri gibi.
Oysa haftalardır bölgemizdeki bu depremsel hareketlilikle ilgili söylenmeyen kalmadı. Ben kendi adıma iki televizyon programına uzman konuklar aldım, onlarca haber ve makale yayımlandı.
Ama Celal Hoca’dan duymadan olmazdı!..
Ancak herkes gördü ki; ne yeni bir şey söylendi, ne de çözüme yönelik somut öneriler vardı.
Sakın ola yanlış anlaşılmasın, Bodrum halkının olası risklere karşı duyarlılığına söyleyecek sözümüz yok. Keza diğer konuşmacılara da lafımız yok.
Asıl sıkıntı, yerel de bu konuda halkı bilgilendirecek bir dolu uzman var iken, niye ısrarla 12 Eylül savunucusu, Kenan Evren hayranı, halkına ve onların değer verdiği yurtsever insanlara düşman, Deniz Gezmiş’e eşkıya deme cüretini gösteren bu kendini bilmez kibir abidesi bilim insanı! çağrılır.
Sanmayın ki, bilime, bilim insanlarına karşıyız.
Biz insan olmayana karşıyız.
Celal Şengör kendi alanında dünya çapında tanınan bir yer bilimci olabilir ama onun kendi halkına karşı aldığı düşmanca tavırları görmezden mi geleceğiz.
Kaldı ki bu tartışmalar ve bizim bu konudaki duyarlılığımız da yeni değil.
Bundan tam on yıl öncesi bir öğretmenler gününde yazdığım bir makaleyi yeniden aşağıda sizlerle paylaşıyorum.
Bizler; hiçbir karşılık beklemeden ülkesi ve halkı için her türlü mücadeleyi vermiş, her türlü bedeli ödemiş devrimci-demokrat insanlar o günde böyle düşünüyorduk, bugün de aynı şeyleri söylüyoruz.
O sizin ayakta alkışladığınız Celal Şengör, o gün de darbe yanlısı, halk ve emek karşıtı, kendini ulema sanan biriydi, bugün de yine halkıyla alay eden, saygısız biri.
Bu halk geçmişte de gördü böylelerini, yarın da olacak mutlaka.
Ama biz emekten, insandan, barış ve demokrasiden yana insanlar Celal Şengör gibi kendinden menkul Bilim adamlarını! Unutmadık, unutmayacağız.
“HALK CAHİL DE, CELAL ŞENGÖR ULEMA MI? (Şubat 2015)
24 Kasım Öğretmenler gününde demokratik eğitim mücadelesinde yaşamını yitirmiş, baskı görmüş, sürgüne gitmiş, hapis yatmış, işkencelere uğramış ve en önemlisi dışkı yedirilmiş öğretmenleri saygı ve özlemle anıyorum.
Mesleği, dili, dini, ırkı, siyasal görüşü ne olursa olsun 12 Eylül faşizan yönetiminin mağdur ettiği tüm insanlardan, bir eğitimci olarak özür diliyorum. Celal Şengör gibi ırkçı, darbeci bir sözde aydınla aynı mesleğin paydaşları olmak ayıbını taşımak zorunda kaldıkları için.
Türkiye de eksik kalan en önemli reformlardan biri toprak, diğeri eğitim reformudur.
Bu alandaki demokratik dönüşümlerin gerçekleştirilememiş olması, bugün ülkemizde yaşadığımız bir dolu sorunun kaynağını teşkil etmektedir.
Eğer bugün kimi entel aydın karışımı kibirli modernistlerin cahil görüp, oylarını bir kağıt parçası olarak değerlendikleri halk; yeterli eğitimi alamamışsa, bunun sorumlusu da yine kendilerini bu ülkenin, cumhuriyetin sahibi sanan statükoculardır.
İşçinin, köylünün üretim araçlarına el koyan, onları en temel sağlık, eğitim gibi haklardan yoksun bırakanlar, yani Celal Şengör gibiler, bugün utanmadan” bu halk cahildir, onların tercihleri dikkate alınamaz, onların iradesi milletin gerçek iradesi olamaz” diyebilmektedirler.
Aynı kesimler, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, üstenci tavırları, halkı küçümseyen, aşağılayan, yok sayan ve hatta kimi zaman yok eden zihniyetleriyle hak etmedikleri halde halkı yönetmeye çalıştılar.
Eğitim düzeylerinin düşük olmasının nedenini sistemde aramak yerine tam bir kafatasçı anlayışla, halkın genlerinde aramaya kalkan, kendilerini eğitimli sanan cahiller, bugün ülkenin yaşadığı tüm sorunların, açmazların gerçek sorumlularıdır.
Türkiye nin acil çözüm bekleyen sorunlarından olan deprem riski ve tehlikesiyle ilgili yapılacak çalışmalara ilişkin uzman kişi olarak görüşlerine başvurulan ve isminin başına profesör payesi verilmiş bu zat;
Bugün bile kalkıp Kenan Evren’e övgüler yağdırabiliyorsa, insanlara dışkı yedirmenin işkence sayılmayacağını iddia ediyorsa; bu ayıp, “köydeki çobanın oyuyla, profesörün oyu aynı mı sayılacak?” diyen aymazların değil midir?”